displacement
yer değiştirme anlamına gelen, sigmund freud'un psikolojik savunma mekanizmalarından biri.
[diğer savunma mekanizmaları: [repression, denial, reaction formation, projection, regression, rationalization ve sublimination]. anksiyete ile başa çıkmak için bu savunma mekanizmalarını geliştiririz fakat bunların sık kullanımı fazlasıyla zararlıdır.
uygunsuz dürtüleri veya duyguları daha az tehdit edici veya daha kabul edilebilir bir nesneye/kişiye aktarmaktır. bizim halk arasında buna ''sinirini benden çıkarma'' denir.
aile yapısında da ne yazık ki fazla gözlemlenebilir. işteki sinir stresle birlikte eve gelen anne veya baba, bu siniri çocuklarından çıkarabilir. çünkü patronlarına sinirlerini aktaramazlar, çocuk ise uygun bir yer değiştirme aracıdır.
birkaç örneğe daha bakalım:
- ailesinin koyduğu kurallardan sıkılan veya buna sinirlenen çocuğun kendinden küçük kardeşiyle agresif bir şekilde konuşması. [ailesine sinirini yansıtma gücü yok, kardeşi ondan daha güçsüz olduğundan ve kendisine karşı koyamayacağından sinirini ona yansıtıyor]
- eşiyle restoranda tartışma yaşayan bireyin garsona bağırması. [yine aynı şekilde, eşiyle aralarının bozulmaması için ona bağıramaz]
- öğretmeniyle tartışan öğrencinin duvarı yumruklaması. [öğretmeni yumruklayacak hali olmadığına göre?]
[diğer savunma mekanizmaları: [repression, denial, reaction formation, projection, regression, rationalization ve sublimination]. anksiyete ile başa çıkmak için bu savunma mekanizmalarını geliştiririz fakat bunların sık kullanımı fazlasıyla zararlıdır.
uygunsuz dürtüleri veya duyguları daha az tehdit edici veya daha kabul edilebilir bir nesneye/kişiye aktarmaktır. bizim halk arasında buna ''sinirini benden çıkarma'' denir.
aile yapısında da ne yazık ki fazla gözlemlenebilir. işteki sinir stresle birlikte eve gelen anne veya baba, bu siniri çocuklarından çıkarabilir. çünkü patronlarına sinirlerini aktaramazlar, çocuk ise uygun bir yer değiştirme aracıdır.
birkaç örneğe daha bakalım:
- ailesinin koyduğu kurallardan sıkılan veya buna sinirlenen çocuğun kendinden küçük kardeşiyle agresif bir şekilde konuşması. [ailesine sinirini yansıtma gücü yok, kardeşi ondan daha güçsüz olduğundan ve kendisine karşı koyamayacağından sinirini ona yansıtıyor]
- eşiyle restoranda tartışma yaşayan bireyin garsona bağırması. [yine aynı şekilde, eşiyle aralarının bozulmaması için ona bağıramaz]
- öğretmeniyle tartışan öğrencinin duvarı yumruklaması. [öğretmeni yumruklayacak hali olmadığına göre?]
devamını gör...
leon the professional
adının türkçemize 'sevginin gücü' olarak geçmiş bir film.
m- bitkini çok seviyorsun değil mi?
l- en iyi arkadaşımdır. hep mutludur. soru sormaz ve bana benzer... kökleri yok.
m- bitkini çok seviyorsun değil mi?
l- en iyi arkadaşımdır. hep mutludur. soru sormaz ve bana benzer... kökleri yok.
devamını gör...
40 bin ton patates 10 bin ton soğan dağıttık
biz aya çıkacaktık değil mi? en son öyle bir açıklama vardı.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
ben insanlara kendimi anlatmaktan yoruldum artık.
açıklamak zorunda da değilsin ama illa ki bi zorundaymış gibi bırakıyorlar. insanlar gerçekten kabalığa o kadar alışmış ki nezaketten bihaber ve bunu da bak ben bu zamana kadar hep kötü insanlarla karşılaştım kesin sen de öylesindir deyip kırıp bi kenara çekiliveriyor.
hayat yeterince kaba davranıyor zaten, siz de bu kadar kaba olmak zorunda mısınız. daha yazacak çok şey var ama dilim dönmüyor. iyi geceler.
açıklamak zorunda da değilsin ama illa ki bi zorundaymış gibi bırakıyorlar. insanlar gerçekten kabalığa o kadar alışmış ki nezaketten bihaber ve bunu da bak ben bu zamana kadar hep kötü insanlarla karşılaştım kesin sen de öylesindir deyip kırıp bi kenara çekiliveriyor.
hayat yeterince kaba davranıyor zaten, siz de bu kadar kaba olmak zorunda mısınız. daha yazacak çok şey var ama dilim dönmüyor. iyi geceler.
devamını gör...
spontane radyo yayını
hayatta ‘dursun zaman’ı entellere kaptıramam. bu benim şarkım. tapusu bende. * 6 dakikalık başka dünyaya gidip geliyorum.
devamını gör...
jimi hendrix
gitar tanrısı, siyah peri, müzik dehası, riff mucidi. bilindiği üzre gitarı şişe, çakmak, diş, kaşık gibi pek çok şeyle çalmış olan bu adam böbrekleriyle çalamadan pek çok ilahla birlikte 70li yıllarda 27 yaşında iken aramızdan ayrılmıştır.
''there must be some kind of way out of here - said the joker to the thief'' *
''there must be some kind of way out of here - said the joker to the thief'' *
devamını gör...
lisede yaşanmış en garip olay
beşiktaş anadolu lisesi mezunuyum. okulumuz deniz kıyısındaydı. 4 senede 3 kere okulun kıyısına ceset vurdu *, 2008 yılında da kantini işleten abi bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti. cinayetin haberi için
mezuniyet günümüzde de arkadaşlar denize atlama ile ilgili bir iddiaya girmişlerdi. birisi atlayıp kafasını yarmıştı. ilginçtir ki sonradan bunun bir gelenek haline getirildiğini öğrendim. *
mezuniyet günümüzde de arkadaşlar denize atlama ile ilgili bir iddiaya girmişlerdi. birisi atlayıp kafasını yarmıştı. ilginçtir ki sonradan bunun bir gelenek haline getirildiğini öğrendim. *
devamını gör...
iki mehmet'in hikayesi: devletin 50 yıllık omurgası
biz eşek olduktan sonra , sırtımıza semer vuran çok olur, inanın halkın hâlâ %60'ı iktidarı deli gibi savunuyor , hâlâ yapılanları görmüyor, duymuyor, anlamıyor, daha dün durumları göstermeye , anlatmaya çalıştığım insanlar nerdeyse ,bütün muhalefeti terörist gördükleri için , teröristlere destek verenlermi gelsin iktidara diye konuşuyor.
yahu diyorum bakın , zamlara ,bakın halkın fakirliğine , yolsuzluk lara, yok kardeşim adamlar toz kondurmuyor.
ve bu söylediklerim , izmir gibi bir yerde oluyor, gerisini siz düşünün.
benim umudum azalıyor .
yahu diyorum bakın , zamlara ,bakın halkın fakirliğine , yolsuzluk lara, yok kardeşim adamlar toz kondurmuyor.
ve bu söylediklerim , izmir gibi bir yerde oluyor, gerisini siz düşünün.
benim umudum azalıyor .
devamını gör...
edebiyat dedikoduları
1- shakespeare döneminde tiyatroların önünde çürük domates satılırmış, oyunu beğenmeyen insanlar sahneye çürük domates atarmış, ama shakespeare'in oyunlarından hiçbirinde sahneye çürük domates atılmamış.
2- louisa may alcott huckleberry finn'i ahlaksız bulmuş hatta yasaklansın diye amerika çapında bir kampanya başlatmış.
3- hüseyin rahmi gürpınar'ın son sözleri ''lütfen kedilerimi iyi doyurun'' (çok üzücü bence)
4-can yücel arkadaşı ile birlikte paralarını biriktirip eğitim için yurt dışına gitmek istiyor. hasan ali yücel, oğluna ayrıcalık yaptığı düşünülür diye göndermiyor . arkadaşı giderken can yücel biriktirdiği parasını ona veriyor. gazi yaşargil, cerrah olarak dönüyor . can yücel, şair kalıyor.
5-sabahattin ali çok çapkınmış hatta sanırsam küçük yaştaki öğrencileriyle bile ilişkisi olmuş.
6- bu çok bilinir ama içlerinde en sevdiklerimden biri de budur: mehmet akif ersoy veterinerdir aslında. bir gün biri onu aşağılamak için ''siz baytardınız değil mi?'' diye sorar o da ''evet, bir yeriniz mi ağırıyor?'' diye cevap verir.
7- nedim biseksüeldir.
8-dostoyevski bir gün bir baloya gitmektedir. tam salona girdiğinde turgenyev'i dönemin diğer edebiyat üstadları olan herzen ve nekrasovla birlikte kahkaha atarken görür. ellerinde bir defter ve kalemle bir şeyler çiziktirmektedirler. dostoyevski kendisiyle alay edildiği düşüncesindedir. nitekim haklıdır da. iddiaya göre bu üç edebiyat ustası, bu koca koca adamlar, dostoyevski'yi aşağılayan bir şiir yazmakla meşguldur.(ekşiden aldım)
9-james joyce - marcel proust : dönemlerinin bu en büyük iki yazarı hayatlarında sadece bir kez karşılaşır. yirminci yüzyılın en önemli iki romanı olan ulysses ve kayıp zamanın izinde yazarları, içlerinde pablo picasso ve igor stravinski gibi efsane sanatçıların da olduğu bir baloda yan yana denk gelirler. pek tabii herkesin gözü bu ikilinin üzerindedir. derin bir edebi sohbet beklenmektedir. ancak proust ona sağlık sorunlarından bahseder. joyce ise o meşhur muzipliğini konuşturur. üstelik birbirlerinin yapıtlarını bile okumadıklarını itiraf ederler. proust balodan erkenden ayrılmak durumunda kalır ve arabasına geçer. joyce da koşturarak çıkar ve arabaya izinsiz atlar. girer girmez de pencereyi açar. bu proust'u öldürmeye teşebbüs etmekle aynı anlama gelir. çünkü proust ağır astım hastasıdır. yine de nezaketiyle ünlü proust ses etmez. piçliği ile ünlü joyce ise belki de içten içe bundan haz almıştır. proust bu geceden sadece altı ay sonra işbu rahatsızlıktan dolayı vefat etmiştir.(ekşiden aldım)
2- louisa may alcott huckleberry finn'i ahlaksız bulmuş hatta yasaklansın diye amerika çapında bir kampanya başlatmış.
3- hüseyin rahmi gürpınar'ın son sözleri ''lütfen kedilerimi iyi doyurun'' (çok üzücü bence)
4-can yücel arkadaşı ile birlikte paralarını biriktirip eğitim için yurt dışına gitmek istiyor. hasan ali yücel, oğluna ayrıcalık yaptığı düşünülür diye göndermiyor . arkadaşı giderken can yücel biriktirdiği parasını ona veriyor. gazi yaşargil, cerrah olarak dönüyor . can yücel, şair kalıyor.
5-sabahattin ali çok çapkınmış hatta sanırsam küçük yaştaki öğrencileriyle bile ilişkisi olmuş.
6- bu çok bilinir ama içlerinde en sevdiklerimden biri de budur: mehmet akif ersoy veterinerdir aslında. bir gün biri onu aşağılamak için ''siz baytardınız değil mi?'' diye sorar o da ''evet, bir yeriniz mi ağırıyor?'' diye cevap verir.
7- nedim biseksüeldir.
8-dostoyevski bir gün bir baloya gitmektedir. tam salona girdiğinde turgenyev'i dönemin diğer edebiyat üstadları olan herzen ve nekrasovla birlikte kahkaha atarken görür. ellerinde bir defter ve kalemle bir şeyler çiziktirmektedirler. dostoyevski kendisiyle alay edildiği düşüncesindedir. nitekim haklıdır da. iddiaya göre bu üç edebiyat ustası, bu koca koca adamlar, dostoyevski'yi aşağılayan bir şiir yazmakla meşguldur.(ekşiden aldım)
9-james joyce - marcel proust : dönemlerinin bu en büyük iki yazarı hayatlarında sadece bir kez karşılaşır. yirminci yüzyılın en önemli iki romanı olan ulysses ve kayıp zamanın izinde yazarları, içlerinde pablo picasso ve igor stravinski gibi efsane sanatçıların da olduğu bir baloda yan yana denk gelirler. pek tabii herkesin gözü bu ikilinin üzerindedir. derin bir edebi sohbet beklenmektedir. ancak proust ona sağlık sorunlarından bahseder. joyce ise o meşhur muzipliğini konuşturur. üstelik birbirlerinin yapıtlarını bile okumadıklarını itiraf ederler. proust balodan erkenden ayrılmak durumunda kalır ve arabasına geçer. joyce da koşturarak çıkar ve arabaya izinsiz atlar. girer girmez de pencereyi açar. bu proust'u öldürmeye teşebbüs etmekle aynı anlama gelir. çünkü proust ağır astım hastasıdır. yine de nezaketiyle ünlü proust ses etmez. piçliği ile ünlü joyce ise belki de içten içe bundan haz almıştır. proust bu geceden sadece altı ay sonra işbu rahatsızlıktan dolayı vefat etmiştir.(ekşiden aldım)
devamını gör...
hala zevkle izlenen çizgi filmler
mr. bean.
devamını gör...
normal sözlük'teki aile ortamı
kanaatimce olmayan ortamdır. sonuçta sözlükte kavga halinde olan, görüşleri birbirini tutmayan dolayısıyla birbirini sevmeyen pek çok yazar vardır. ayrıca bugün gördüğün yazarı yarın göremiyorsun. belki de birçok yazarı tanımıyorsun. birgün birisi ölse* haberin olmayacak. tabii aile ortamının olmaması kötü bir şey değil. kafa sözlük güzel bir yer, ama aile ortamı demek komik olur. çünkü biz birbirimizle arkadaş bile değiliz ki aile olalım. kim kimin umrunda. aile olmak kolay değil ki.
devamını gör...
kadınlar psikopat erkeklerle birlikte olmadığında kadın cinayetleri son bulur mu sorunsalı
psikopat erkekle birlikte olan kadın yoktur, psikopat erkek yetiştirmiş kadın vardır dedirten başlık.
devamını gör...
normal sözlük mafyasından kamuoyuna duyuru
doktor raporu
kafa sözlük mafyasına sunulmak üzere
adı: celebrant
kayıt tarihi: 2020-11-14 19:47:27
bay celebrant, yanımda sinir tedavisi görmektedir. bilindiği gibi paranoid psikoz söz konusudur. bu nedenle defalarca hastanede stasyoner tedavi görmek ve düzenli olarak antipsikotik ilaç kullanmak zorunda kaldı. bay celebrant, rahatsızlığının tarz ve ağırlığından dolayı vergi muafiyetinden yararlanmaya elverişlidir.
imza:
psikiyatri ve nöroloji uzmanı
kafa sözlük mafyasına sunulmak üzere
adı: celebrant
kayıt tarihi: 2020-11-14 19:47:27
bay celebrant, yanımda sinir tedavisi görmektedir. bilindiği gibi paranoid psikoz söz konusudur. bu nedenle defalarca hastanede stasyoner tedavi görmek ve düzenli olarak antipsikotik ilaç kullanmak zorunda kaldı. bay celebrant, rahatsızlığının tarz ve ağırlığından dolayı vergi muafiyetinden yararlanmaya elverişlidir.
imza:
psikiyatri ve nöroloji uzmanı
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çocukluk fotoğrafları
bu da benden .
nazik olun .
erkeğim , 1 ,2 saattir tam ısırmalık yazan erkekler var tüylerim diken diken oldu .
nazik olun .
erkeğim , 1 ,2 saattir tam ısırmalık yazan erkekler var tüylerim diken diken oldu .
devamını gör...
dilettante
amatör sözcüğünü karşılar fakat deneyimsiz, bilgisiz anlamıyla değil. dilettante, profesyonel olmanın getirdiği kısır, tek yönlü bakışın tutsağı olmamakla ilgili italyanca bir sözcük.
motamot çevirisi ise "bir şeyden zevk alan kişi".
dilettante, cevaplanmış gibi görünen soruları yeniden sorup yeniden cevaplamaktan, çıplak bir zihinle inceleme alanını sorgulamaktan çekinmez. sorular da yanıtlar da değişebilir, her şey değişir çünkü. bu yüzden dilettante cesurdur, amatörlük aşkı taşır. profesyonellik sınırlayıcıdır, tuzaktır ve bilgi ondan sakınılmasa da göremez, mahrum kalır. bu sebeple kişinin daha iyi görebilmek için profesyonel gözlüğünü çıkarıp dilettante olması yararınadır.
motamot çevirisi ise "bir şeyden zevk alan kişi".
dilettante, cevaplanmış gibi görünen soruları yeniden sorup yeniden cevaplamaktan, çıplak bir zihinle inceleme alanını sorgulamaktan çekinmez. sorular da yanıtlar da değişebilir, her şey değişir çünkü. bu yüzden dilettante cesurdur, amatörlük aşkı taşır. profesyonellik sınırlayıcıdır, tuzaktır ve bilgi ondan sakınılmasa da göremez, mahrum kalır. bu sebeple kişinin daha iyi görebilmek için profesyonel gözlüğünü çıkarıp dilettante olması yararınadır.
devamını gör...
flört ve taciz arasındaki ince fark
evet istemediğin bir insandan gelen ısrarlı teklifler tacizdir. ısrarcı olmasa bile hadsiz teklifler de tacizdir. üstteki yazarın da dediği gibi, rızan varsa da taciz değildir. bu rızaya dış görünüş de neden olabilir, başka herhangi bir şey de. bu çok da ince bir fark değildir. anlayabileceğiniz kadar büyük bir farktır.
devamını gör...
aşk tesadüfleri sever 2
ben 2. filmi 1.sinden daha çok sevdim .
film iki farklı dönemi anlatıyor 1960 lar ve 2011 de aşkın nasıl yaşandığını .
film gerçek bir hikayeden alınma gerçek isimleri ile gülçin ve kostas filmle hikaye arasında da ufak tefek farklar var.
filmde semayı "avutmak" için niko evlenmiş diyorlar gerçek hayatta ise gülçine kostas öldü diyorlar .
yine filmde niko ve semanın çocukları birbirine aşık oluyor ama gerçek hayatta böyle bir şey yok , gülçinin kızı kostasdan bağımsız bir yunana kaptırıyor gönlünü
radikal kararlarıma sebep olan bazı şeyler için adım atmamı sağlayan çok özel bir film benim için , ayrıca çok ağladım filmin ilk 40 dakikasından sonra sadece ağladım .
müziklere de değinmek istiyorum zaman olur ve bir rüya gördüm , sesler harika sözler harika .
kast seçiminin de yerinde olduğunu düşünüyorum , çiftlerin uyumu çok güzel.
ilk hikaye ( nesrin ve yiğit kirazcının oynadığı) baya bayıyor , sadece geçmiş ve şimdi karşılaştırılması yapılmak için var olduğu aşırı belli
ama niko ve sema aşırı içselleştirdiğim bir hikaye
gişesinin bu kadar düşük olması beni çok üzdü , önyargının kurbanı olan bir film
film iki farklı dönemi anlatıyor 1960 lar ve 2011 de aşkın nasıl yaşandığını .
film gerçek bir hikayeden alınma gerçek isimleri ile gülçin ve kostas filmle hikaye arasında da ufak tefek farklar var.
filmde semayı "avutmak" için niko evlenmiş diyorlar gerçek hayatta ise gülçine kostas öldü diyorlar .
yine filmde niko ve semanın çocukları birbirine aşık oluyor ama gerçek hayatta böyle bir şey yok , gülçinin kızı kostasdan bağımsız bir yunana kaptırıyor gönlünü
radikal kararlarıma sebep olan bazı şeyler için adım atmamı sağlayan çok özel bir film benim için , ayrıca çok ağladım filmin ilk 40 dakikasından sonra sadece ağladım .
müziklere de değinmek istiyorum zaman olur ve bir rüya gördüm , sesler harika sözler harika .
kast seçiminin de yerinde olduğunu düşünüyorum , çiftlerin uyumu çok güzel.
ilk hikaye ( nesrin ve yiğit kirazcının oynadığı) baya bayıyor , sadece geçmiş ve şimdi karşılaştırılması yapılmak için var olduğu aşırı belli
ama niko ve sema aşırı içselleştirdiğim bir hikaye
gişesinin bu kadar düşük olması beni çok üzdü , önyargının kurbanı olan bir film
devamını gör...


